Yumurtlamanın her ay düzenli şekilde olması

Kadında kısırlık nedenleri arasında en sık görülenlerden birisidir. Yumurtlamanın her ay düzenli şekilde olması hamilelik şansını arttıran önemli bir faktördür. Yumurtlama olmayan bir adet ayında hamilelik oluşması imkansızdır. İnfertilite sebebi olarak yumurtlama düzensizliği tespit edilen hastalarda tedavi olarak sıklıkla yumurtlama sağlayıcı haplar veya hormon ilaçları (halk arasında iğne tedavisi) verilir. Adetleri düzenli olan kadınlarda genellikle yumurtlamanın düzenli olduğu bilinir. Adetleri düzensiz olan, seyrek olan veya polikistik ober sendromu tanısı konulmuş olan kadınlarda yumurtlama varlığını saptamak için ultrasonografi ve kan tahlili (progesteron) gibi araştırmalar yapılır. Yumurtlama problemleri hakkında detaylı bilgi >>

Tüplerin (kanalların) kapalı olması:
Her iki tüpün kapalı (tıkalı) olması durumunda yumurtanın tüpten geçeren sperm ile buluşması ve hamilelik meydana gelmesi imkansızdır. Tek bir taraftdaki tüp kapalı ise hamilelik meydana gelebilir. Tüpler önceden geçirilmiş bazı enfeksiyonlara bağlı (PID), endometriozise bağlı, karın ieçrisindeki ameliyatlara bağlı kapanabilirler. Tüplerin kapalı olduğunu araştırmak için rahim filmi (HSG) çekilir. Rahim filminde kapalı görülen tüplerin durumundan emin olmak için genellikle laparoskopi yapılır. rahim filminde kapalı görülen tüpler laparoskoi sırasında açık olarak tespit edilebilirler. Laparoskopi de tüp içerisine mavi boyalı bir sıvı verilerek açık olup olmadığı kontrol edilir. Her iki tüpün kapalı olduğu tespit edilirse tüp bebek uygulanması gerekir.

Endometriozis:
Endometriozis hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Endometriozis karın içerisinde ve tüplerde yapışıklıklar oluşturarak (ve hatta yapışıklık olmadan da bazı lokal faktörlerle) hamilelik oluşmasına engel olabilir.

Hiperprolaktinemi (Süt hormonu yükselmesi):
Yumurtlama düzensizliğine ve kısırlığa neden olabilen bir durumdur. Prolaktin (PRL) hormonu beyinde hipofizden salgılanır. Eğer hipofizde ameliyat gerektirecek kadar büyük bir adenom (tümör) yoksa prolaktin seviyesini düşürmek için ilaç tedavisi uygulanır. Troid hormonlarındaki anormallikler de prolaktin artışına neden olabilmektedir. Prolaktin yüksekliği hakkıda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Rahimde bulunan patolojiler:
Rahim içerisinde doğuştan bulunan (perde – septum gibi) veya sonradan gelişen (miyom, polip) gibi patolojiler kısırlığa neden olabilirler. Bunlar her zaman kısırlığa neden olmazlar bu nedenle bir myom veya polip saptanması kısırlığın nedeni olduğunu göstermez her zaman. Miyomlar ancak rahim iç kavitesinde ve büyük olduklarında kısırlık nedeni olarak düşünülürler. Küçük poliplerde kısırlık nedeni olarak düşünülmezler. Bu tür patolojilerin tedavisi için genellikle histeroskopi yöntemi ile ameliyat gerekir.

HSG normalse her iki tüp de açık ve rahim içinin şekli

Kadında hamile kalamama sebepleri nelerdir? Hangi hastalıklar ve patolojiler kısırlığa sebep olabilir? Gebe kalma şansını azaltan faktörler nedir?
Kısırlığa neden olan durumlar erkekte ve kadında eşit olarak saptanmaktadır bu nedenle kısırlık durumunda kadın ve erkeğin birlikte değerlendirilerek sebebin araştırılması gerekir.

Kadında başlıca kısırlık (infertilite) sebepleri:
– Yumurtlama (ovulasyon) düzensizlikleri
– Tüplerin kapalı olması
– Endometriozis
– Hiperprolaktinemi (Süt hormonu yüksekliği)
– Troid hormon bozuklukları (guatr, hipotroidi, hipertroidi)
– Rahimde bulunan patolojiler (Endometrial ossifikasyon)
– Antisperm antikorlar
– Rahim ve yumurtalıklarla ilgili geçirilen ameliyatlar
– Genital organlarla ilgili geçirilmiş enfeksiyonlar
– İleri yaşa bağlı over rezerv azalması
– Rahim ağzına bağlı nedenler, servikal faktör. (Tek başına bir neden olarak görülmez genellikle)
– Çiftlerin %10-15 kadarında kısırlık (infertilite) olmasına rağmen herhangi bir sebep bulunamaz.

İnfertilite konusunda etkili diğer faktörler:
– Sigara
– Obezite (Şişmanlık)
– Servikal stenoz (rahim ağzının kapalı olması)
– Vajinismus
– Düzenli ve doğru cinsel ilişki olmaması
– Rahim içerisinde yapışıklıklar olması (Asherman sendromu)
– Luteal faz yetmezliği
– Erken menopoz, erken over yetmezliği
– Kemoterapi ve radyoterapi almış olmak

Yumurtlama düzensizlikleri (ovulasyon olmaması, anovulasyon):
Kadında kısırlık nedenleri arasında en sık görülenlerden birisidir. Yumurtlamanın her ay düzenli şekilde olması hamilelik şansını arttıran önemli bir faktördür. Yumurtlama olmayan bir adet ayında hamilelik oluşması imkansızdır. İnfertilite sebebi olarak yumurtlama düzensizliği tespit edilen hastalarda tedavi olarak sıklıkla yumurtlama sağlayıcı haplar veya hormon ilaçları (halk arasında iğne tedavisi) verilir. Adetleri düzenli olan kadınlarda genellikle yumurtlamanın düzenli olduğu bilinir. Adetleri düzensiz olan, seyrek olan veya polikistik ober sendromu tanısı konulmuş olan kadınlarda yumurtlama varlığını saptamak için ultrasonografi ve kan tahlili (progesteron) gibi araştırmalar yapılır. Yumurtlama problemleri hakkında detaylı bilgi >>

Tüplerin (kanalların) kapalı olması:
Her iki tüpün kapalı (tıkalı) olması durumunda yumurtanın tüpten geçeren sperm ile buluşması ve hamilelik meydana gelmesi imkansızdır. Tek bir taraftdaki tüp kapalı ise hamilelik meydana gelebilir. Tüpler önceden geçirilmiş bazı enfeksiyonlara bağlı (PID), endometriozise bağlı, karın ieçrisindeki ameliyatlara bağlı kapanabilirler. Tüplerin kapalı olduğunu araştırmak için rahim filmi (HSG) çekilir. Rahim filminde kapalı görülen tüplerin durumundan emin olmak için genellikle laparoskopi yapılır. rahim filminde kapalı görülen tüpler laparoskoi sırasında açık olarak tespit edilebilirler. Laparoskopi de tüp içerisine mavi boyalı bir sıvı verilerek açık olup olmadığı kontrol edilir. Her iki tüpün kapalı olduğu tespit edilirse tüp bebek uygulanması gerekir.

HSG’de tüpler çekim sırasında kasılarak

HSG rahim içerisine bir kontrast sıvı verilerek röntgen filmi çekilmesi ile rahim ve tüplerin görüntülenmesidir, bu neden le “rahim filmi” de denir. İnfetilite (kısırlık) tedavisi görmesi gereken hastalarda tüplerin açık mı kapalı mı olduğunu anlamak için çekilir. Tüplerin durumuna göre tedavi planlanır.

Rahim filmi (HSG) ne zaman çekilir?
HSG çekilmesi için genellikle adet kanaması kesildikten sonraki ilk günler tercih edilir, bunda amaç hastanın hamile olmadığından emin olmaktır.

İlaçlı rahim filmi (HSG) nasıl çekilir?
Hasta rötgen masasına sırt üstü yatar. Öncelikle muayene spekulumu takılır ve rahim ağzı görülür. Daha sonra rahim ağzına doğru ince bir kanül uzatılır. (Kanül: tükenmez kalemin içine benzer ince borucuk) Bu kanül aracılığıyla kontrast sıvı rahim içine yavaş yavaş verilir ve röntgen filmi çekilir. Kontrast madde tüplere gelince hasta hafif bir ağrı duyabilir. Tüpler açıksa kontrast madde karın boşluğuna yayılır.

HSG normalse her iki tüp de açık ve rahim içinin şekli normaldir demektir. Rahim içinde bir kitle (myom yada polip gibi) varsa yada tüpler kapalıysa HSG’de bu durum anormal bir görüntü oluşturur.

Burada önemli da bir nokta HSG’de tüplerin açık izlenmesi kapalı izlenmesine göre daha güvenilir bir bilgidir. Çükü HSG’de tüpler çekim sırasında kasılarak (spazm) kapalı gibi görünebilmektedir. Yani HSG’de kapalı izlenen tüp aslında açık olabilir, bunu anlamanın yolu ise laparoskopi ile tüpleri değerlendirmektir.

HSG bazen kapalı olan tüpün rahim içine verilen madde sayesinde açılmasına sebep olabilir. Bu nedenle HSG sonrası kendiliğinden gebe kalanlar olabilmektedir.

İşlemden sonraki 1-2 gün boyunca hasta ara ara hafif kramplar hissedebilir. Vajinal kanama çok az görülebilir.

Kullanılan ilaçlar:
İşlem sonrasında doktor tarafından verilen ağrı kesici ve varsa antibiyotik kullanılmalıdır. Rahim filmi çekilirken radyoopak sıvı içeren ilaç kullanılır, bu ilaç rahim içerisine verilir. Bunların dışında genellikle rahim filmi (HSG) çekimi sırasında veya sonrasında bir ilaç kullanılmaz.

içerisindeki myom, polip vb. lezyonların kesilerek alınması

KADINLARDA YUMURTLAMA NEDEN OLMAZ?

Her kadında normalda yumurtlama ayda bir kere gerçekleşen bir olaydır, bu sayede adetlerin (regl, mens) düzenli ilerlemesi ve hamile kalabilme yeteneği sağlanır. Menopoz dönemine girdikten sonra artık yumurtlama fonksiyonu tamamen sona erer ve kadın adet göremez, hamile kalamaz. Menopoz döneminden önce kadının üreme dönemi denilen yaklaşık 15-50 yaş arası dönemde yumurtlama hemen her ay meydana gelir ancak bazı aylarda yumurtlama gerçekleşmeyebilir bu durumda adet düzensizliği, lekelenme gibi belirtiler görülebilir. Yumurtlamanın olmaması (anovuasyon) hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Adetlerin ilk başladığı genç kızlık yıllarında genellikle sık rastlanan bir durumdur yumurtlama olmaması, bu nedenle sık sık adet düzensizliği, gecikmeler meydana gelebilir. Bu durum genellikle adet başlamasından bir kaç yıl sonra kendiliğiden düzelir. Benzer şekilde menopoza girmeden önce birkaç yıl sık sık yumurtlama olmaması görülebilir ve adet düzensizliği oluşur.

Yumurtlama olmamasının sebepleri:
– Aşırı stres
– Psikolojik travma
– Aşırı egzersiz
– Ani kilo kaybı
– Şişmanlık (obezite)
– Ciddi beslenme bozuklukları (Anoreksia, Blumia)
– Kronik ciddi hastalıklar
– Polikistik over sendromu (PCOS)
– Hipogonadotropik hipogonadizm (Beyinde hipofiz bezi ile ilgili bozukluklar)
– Hipofiz tümörleri, adenomlar
– Pitüiter iskemi (hipofiz kanlanmasını bozan durumlar, Sheehan sendromu gibi…)
– Hiperprolaktinemi (Prolaktin yani süt hormonu yüksekliği)
– Prematür ovaryan sendrom (POF)
– Troid bezi bozuklukları, guatr (hipotroidizm, hipertroidizm)
– Perimenopoz (menopoz öncesi dönem)
– Emzirme: Lohusalarda özellikle çok fazla ve düzenli emzirenlerde bebek anne sütü ile beslenmeyi tamamen bırakana kadar bazı aylarda yumurtlama olmaması sık rastlanan bir durumdur. Bu nedenle adet gecikmeleri meydana gelebilir. Bazı anneler çok düzenli emzirdikleri halde düzenli yumurtlama ve adet görürler.
– Genetik nedenler: Turner sendromu…
– Kullanılan bazı ilaçlar (Antidepresan ve antipsikotik ilaçlar)
– Bazı over (yumurtalık) tümörleri
– Adrenal bez hastalıkları: Hiperandrojenizm, Adrenal yetmezlik (Böbrek üstü bezi hastalıkları)

Yeni doğan kız bebekelrde

Histeroskopi (H/S) ince boru şeklindeki bir mercek sistemi ile rahim içerisine girilerek gözlem yapılan tanısal ve hatta cerrahi işlemlerin gerçekleştirilmesine yarayan bir işlemdir. Görüntüler bir monitörde izlenir. Rahim içerisine sokulan kamera veya mercek sisteminden oluşan boru şeklindeki alete histeroskop denir.
Histeroskopi muayene ortamında lokal anestezi ile veya ameliyathane ortamında genel anestezi veya spinal anestezi ile uygulanabilir. Genellikle adet bitiminden sonraki 1 hafta içerisinde yapılır, bu dönemde rahim içerisinin görüntüsü histeroskopi için en uygun haldedir.

Tanı amaçlı (diagnostik) histeroskopi: Rahim (uterus) içerisindeki myom, polip, yapışıklık, septum (perde) gibi patolojilerin izlenerek tanı konulması amacıyla yapılır. Bazen tek başına, bazen laparoskopi ile birlikte yapılır.

Hangi durumlarda tanısal histeroskopi yapılır?
– Aşırı ve düzensiz adet kanaması
– İnfertilite (kısırlık)
– Tekrarlayan düşükler
– Rahim içerisinde yapışıklıktan (Asherman syndrome) şüphelenilmesi
– Ultrasonda rahim içerisinde polip veya myom benzeri alanlar izlenmesi
– Rahim içerisinde çıkarılamayan veya yer değiştirmiş spiral (RİA) olması

Ameliyat amaçlı (operatif) histeroskopi: Rahim içerisindeki myom, polip vb. lezyonların kesilerek alınması veya yapışıklıkların açılması amacıyla yapılan histeroskopidir. Histeroskop ile endometrial ablasyon yapılabilir.

Histeroskopinin riskleri:
Histeroskopi genel olarak oldukça güvenli bir işlemdir fakat nadiren rahmin delinmesi (uterus perforasyonu), rahim ağzında yaralanma, aşırı kanama, rahim içerisinde enfeksiyon (endometrit) ve anesteziye bağlı komplikasyonlar gelişebilir.

Histeroskopi nasıl yapılır?
Histeroskopi yapılamdan önce bazen rahim ağzının açılması için hastaya ağızdan veya vajina içerisine koymak üzere ilaç verilir. Histeroskopi jinekolojik muayene (litotomi) pozisyonunda spinal veya genel anestezi ile yapılır. Rahim ağzının histeroskop geçecek kadar açılması için bazen buji denen ince uzun çubuklar ile genişletilmesi gerekebilir. Daha sonra histeroskop vajina ve rahim ağzından geçerek rahim içerisine ilerletilir ve monitöre yansıyan görüntü izlenir. Bu sırada rahim içerisinin genişletilerek gözlenebilmesi için rahim içerisine sıvı verilir. Histroskopun ucundaki kesici veya yakıcı uygun aletler ile gerekirse ameliyat yapılır.

Histeroskopiden bir kaç saat veya genellikle bir gün sonra hasta evine gönderilebilir. Bir iki gün az miktarda vajinal kanama ve kramp tarzında kasık ağrıları olabilir.

Aşağıdaki durumlarda tekrar doktorunuza başvurmalısınız:
Histeroskopi sonrası
– Aşırı vajinal kanama
– Şiddetli karın ağrısı
– Ateş
– Kötü kokulu ve fazla vajinal akıntı

bütün sindirim sistemi, apendiks, akciğer, plevra,

Turner sendromu bir kromozomal bozukluktur. Sadece kadınları etkiler, erkeklerde görülmez. Bu sendromda her kadında olması gereken iki X kromozomundan birisi yoktur yani kromozomal yapı 46 XX şeklinde değil, 46 X0 şeklindedir. Bazı Turner sendromlu hastalarda iki adet X kromozomu bulunur fakat bu kromozomlardan birisinin bir kısmı eksiktir yani delesyon vardır. Bazı Turner sendromlularda ise vücuttaki hücreler farklı kromozom sayılarına sahip olabilirler, buna mozaik kromozom yapısı denir. Vücuttaki bazı hücreler normal 46 XX yapısına bazıları ise eksik X kromozomuna (45 X) sahiptir. Bu karışık yapıya 46 XX/ 45 X0 mozaik denir.

Yeni doğan kız bebekelrde 2500’de 1 oranında görülür. Sendromun sebebi bilinmemektedir. Anne ve baba yaşı ile ilgisi yoktur.

Turner sendromlu bebeklerde ve kız çocuklarında tipik bazı dış görünüş özellikleri vardır: Bunlar kısa boy, küçük çene, düşük ense saç çizgisi, kepçe kulak, yele şeklinde kalın ve kısa boyun, kolların dışa dönük olması (kubitus valgus), kısa parmaklar, kolay kırılan ve dışa dönük tırnaklar, ciltte kahverengi benler, göğüs kafesinin geniş olması, meme başlarının birbirine uzak olması, doğumda el ve ayak üzerinde şişlik (lenfödem) olması, damağın yüksek olması, üst göz kapağında hafif düşüklük (pitozis), göz kapaklarının iç kenarlarında deri kıvrımları (epikantus) gibi…
Bu tipik dış görünüş özellikleri şüphelendirse de kesin tanı kromozom incelemesi ile konur. Anne karnında iken her zaman ultrasonla şüphelenilecek kadar çok görüntü özellikleri olmayabilir ve tanı konamayabilir fakat şüphelenilen bazı durumlarda veya başka nedenlerle yapılan amniyosentez (veya CVS) sonucunda Turner sendromu kromozomal anormalliği tespit edilerek tanı konabilir.

Turner sendromu olan kız bebeklerin daha anne karnında iken yumurtalıklarındaki follikül (yumurta hücresi) sayısı hızla azalmaya başlar ve doğuma kadar çoğunlukla bu hücreler biter. O yüzden ergenlik çağına geldiklerinde hiç yumurta bulunmadığı için yumurtlama olmaz ve adet kanamaları başlamaz. Nadiren bazı hastalarda az sayıda yumurta hücresi ergenlik dönemine kadar ulaşır ve bunlar adet görmeye başlar fakat genellikle kısa süre sonra bu yumurta hücreleri de tükenince adetleri tamamen kesilir. Turner sendromlularda bu yüzden gebelik görülme ihtimali çok çok azdır. Ergenlik döneminde meme gelişimi olmaz genellikle fakat koltuk altı ve genital bölgede hafif tüylenme olabilir. Turner sendromlu kızlarda yumurtalıklar normal fonksiyonlarını yerine getiremez fakat rahim, tüpler ve vajina normal olarak gelişmiştir. Normal cinsel yaşamları olabilir.

filminde kullanılan ilaç veya verilen röntgen ışınları

Endometriozis endometrial gland ve stromanın uterus dışında bir dokuda bulunmasıdır. Endometriozis en sık pelviste görülür. Pelvis dışında karındaki dğer organlarda ve vücudun farklı bölgelerinde de görülebilir. Kadınlarda üreme çağında yaklaşık %10 civarında rastlandığı kabul edilir. Kötü huylu veya kanser türünden bir hastalık değildir.

Endometriozisin görüldüğü organlar:
Endometriyozis en sık overlerde (yumurtalıklarda) görülür. Over dışında pelvisteki diğer organlarda, pelvik peritonda, douglas çukurunda, broad ligamentte sık görülür. Pelvik organlar dışında en çok kolon ve rektumda görülür. Bunların dışında bütün sindirim sistemi, apendiks, akciğer, plevra, beyin gibi heme her organda görülebilir. Cerrahi skar alanlarında, epizyotumi skarında görülebilir.

Endometriozise üreme çağındaki kadınlarda rastlanır. En sık 25-35 yaşları arasında görülür, 45 yaşından sonra nadir görülür. Ergenlik dönemine girmeden önceki kız çocuklarında veya menopoz döneminden sonra çok nadir görülür çünkü endometriozisin gelişmesi overlerde (yumurtalıklarda) üretilen östrojen ve progesteron hormonları ile yakından ilişkilidir. Menopoz döneminde sonra hormon replasman tedavisi alan kadınlarda görülebilir.

Belirtiler:
– Kronik kasık ağrısı (en sık belirti)
– Karın ağrısı, bel ağrısı, sırt ağrısı
– Adetlerin sancılı olması (dismenore)
– İnfertilite (Kısırlık)
– Ağrılı cinsel ilişki (disparoni)
– Bacaklarda ağrı
Daha nadiren yerleştiği organa bağlı olarak…
– Kabızklık ya da ishal
– Makata vuran ağrı
– Kanlı dışkı
– Makattan kanama olması
– İdrarda kan olması
– Adet zamanında burun kanaması olması
– Adet zamanında vücudun çeşitli yerlerinde kanama ve morarma olması
– Katemenial pnömotoraks (adet dönemlerinde siklis pnömotoraks)
– Katemenial nöbetler (adet döneminde konvülziyon olması, SSS tutulumuna bağlı)
– Endometriozis hastalarında çeşitli nedenlerle gebe kalma zorlaşır. Gebe kalan hastalarda da düşük riski normalden yüksektir.